| |
| |
KISKANMAK filmi hakkındaki beklentileriniz,ön görüleriniz |
|
|
|
| |
Bonjour M. Serhat,
Je suis algérienne, je vis à Paris, j'ai eu l'occasion de voir votre série "Ezo gelin", et je voulais juste vous dire vous m'avez impressioner par votre façon de jouer le rôle, j'ai vu des gestes et des émotions très naturels (la voix, les regards...) : BRAVO. Depuis, j'essaye de suivre vos activités artistiques, mais malheureusement je ne comprends pas le turc et je ne trouve pas de traduction ou sous-titrage en français ou anglais ou en arabe. Votre talent artistique m'a donné envie non seulement de connaître plus le cinéma, le théâtre et les séries télévisées turques, mais aussi la Turquie en général ( population, gastronomie, musique... ); une culture si proche de la mienne en fin de compte, l'Algérie qui, autrefois, faisait partie de l'empire ottoman. Je vous souhaite encore plus de succès et de brillance.
Merci de me répondre.
Lynda. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Kıskanmak filminin kamera arkasını izlemek keyfini yaşatalım... http://vimeo.com/7485624
Bu arada bazı yorumları okurken ben daha çok sıkıldım. Bence roman ve filmi kıyaslamamak lazım. Roman yazarın fikir ürünüdür...Film ise ekip ..Ve hiç bir zaman sende ki aslını bulamazsın. Yazarının bile fikrindekini, yazdığında bulduğunu sanmayanlardanım..Ekipteki her yansıma her kareyi başka bir boyuta taşır. Ve film bazen anlaşılır olmak için değil kendini sunmak için yapılır. Ve bu sunum herkesi memnun etmek zorunda değil bence. Amaç kendi boyutundan çıkarmaktır yaşamışlığı ve başarmış bir film... |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
KISKANMAK benim için hayal kırklığı oldu. Beklediğim gibi bir film olmamış, bazı sahneler havada kalmış. Filmde özellikle sizin ve Nergis hanım'ın oyunculuğunuza diyecek laf yok. Çok başarılıydı.Çok başarılı birperformans sergilemişsiz. Ancak filmi izlerken sürekli soru işaretleri oldu kafamda. Seniha'nın kıskançlığı' nın sebebi yeterince işlenmemiş. Şehnaz Türkkorur' un yorumunda belirttiği sahneler filmden çıkarılmamış olsaydı film daha anlaşılır olurdu. Yine aynı yorumdan yola çıkarak Seniha' nın abisi ile gemide karşılaşıp hesaplaştığı sahne ve annesi ve babasının Seniha' nın okutmayarak ona gösterilmeyen özeni abisine göstermeleri sonucunda Seniha' nın abisine karşı biriktirdiği kıskançlık daha deyatlı işlenmeliydi. Hiç olmazsa küçük bir sahneyle Seniha' nın geçmişi gözünün önünde canlanmalıydı. Zeki Demirkubuz 'un, Seniha'nın sadece kıskançlık birikimini ve intikamını işlenmek istediği için pek ayrıntıya girememiş olduğu düşüncesindeyim. Zeki Beyin filmlerinde duygular ön planda olduğu için bu filmde de böyle bir yol izlemiş. Ve tabi ki 'kapı'... özgürlüğü, kaçışı simgeleyen kapılar... 'kapı' Zeki Bey' in filmlerindeki 'imzası' bence. Serhat Bey, Halit karakterini öyle iyi yansıtmışsınız ki sizi yakından görmesem mesafeli, soğuk biri olduğunuzu düşünürdüm:)) Herkes gibi bende son sahneyi çok başarılı buldum. Avukatın ofisinde Halit'in Seniha ile buluşması, Halit' in gözlerinde yıllardır biriktirdiği öfke...Adeta devleştiniz o sahnede. Elinizi çekişiniz, bakışınız, senin de yüzünü şetyan görsün deyişiniz, Seniha' ya muhtaç olmadığınızı gösterip dimdik ayakta duruşunuz... Tebrik ediyorum sizi. Filmde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
ve "kıskanmak" arşivimdeki yerini aldı...
izleyince ufak çaplı bir şok geçirdim... filmden çıkarılan 9 sahne ve 4'ü sizin de içinde bulunduğunuz sahneler... :(( sinemada izlediğimiz kadar kısa değilmiş oynadığınız sahneler... bu sahnelerin neden çıkarıldığı epeyce tartışılacağa benzer...
dvd’yi izledikten sonra filme bakış açım da değişti.. bazı karanlık noktalar aydınlanırken bazı düğümler de kördüğüme dönüştü.. filmi baştan sona yeniden yorumlamak hatta bir kez daha izlemeyip öyle yorumlamak gerek…
bu sahneler neden çekildi?? neden çıkarıldı??
“Çıkarılan 9 sahne” başlığını görünce çok ümitlenmiştim, seniha ve mükerrem’in gemide karşılaşıp hesaplaştığı sahneyi görebilmeyi… ama yok..
seniha'nın abisini neden sevmediğini ve neden kıskandığını hikayeden, romanın özetinden bir parça da filmden anlıyoruz (bir parça diyorum çünkü bence yeteri kadar işlenmemişti) ama halit'in seniha'yı neden sevmediği benim için hala karanlık....
çıkarılan sahnelerde;
Halit’in madende çalışmasına rağmen, temiz ve titiz, süsüne düşkün bir insan olduğunu ve tertip düzen takıntısını…
Bir gün işten erken geldiğinde mükerrim’i evde bulamamış olmasını.. seniha’nın yalan söyleyerek mükerrem’in yokluğunu örtbas etmesini.. (öncesinde kalfayla konuşup mükerrim’in nerde olduğunu bilmediğini öğreniyoruz.. sonra halit sorduğunda, falanca komşuya gitti diyerek aslında nüzhet’in yanında olduğunu bildiğimiz mükerrem’i koruduğunu da..)
Sonra halit’in mükerem ile (sinemadan döndükleri gece) yatakta yaptığı konuşmada, nüzhet ile aralarında sevimsiz konuşmalar geçtiğini ve “züppe” diye hitap ettiği nüzhet’ten nefret ettiğini… aralarındaki tek husumetin mükerrem olmadığını… (bu ayrıntının çıkarılmış olması, hikayeye farklı bir yön vermiş.. çıkarılmamış olsaydı, halit’in nüzheti öldürmesine farklı anlamlar yükleyebilirdik.. yönetmen bunu engellemek için çıkarmış olabilir.. ama nüzhet’i öldürmesine tek neden ihanet olsa karısını da öldürmeliydi değil mi?? yönetmen zaten bu konuyu soru işaretleri içinde bırakmıştı… al sana düğüm üstüne düğüm...)
Neden çekildiğini (ve neden çıkartıldığını) ve de ne dediklerini anlayamadığım bir sahnede müthiş akıcı bir Fransızca diyalog var ki.. (o müthiş sesten süzülen Fransızca sözcükler ve mimikler tarif edilemez yani :)))) ) epeyce uzun bir sahneydi.. belki (işimiz hep beklilere kaldı..) halit’in ne kadar iyi eğitim almış olduğunu vurgulamaktı amaç, ve ne kadar üstün meziyetlere sahip olduğunu göstermesi açısından önemiydi.. ya da önemsiz bulunmuş ki çıkarılmış.. (yine kafamda bir sürü soru işareti ???????)
Çıkarılan sahnelerin bazıları gerçekten yersiz.. yani çıkarılmış olması iyi olmuş da diyebiliriz. Mesela biri, kalfanın bahçede çamaşır kaynatması ve mükerrem ile kısa diyalogu.. (amaç dönemin yaşam şartlarını göstermek olabilir ama çok gerekli değildi.. dönem atmosferi çok iyi yansıtılmıştı zaten…)
seniha’nın temizlik yaparken raftan düşen bir kutudan yere saçılan eski fotoğraf ve çeşitli belge, obje.. vs. leri toplayıp geri kutuya doldurması… sonrasında eski fotoğraflara baktığını gördük filmi izlerken…
sonra mükerrem’in nüzhet ile yaptığı tartışmada söylediği evin hizmetçileri tarafından aşağılanmaya dayanamadığını haykırdığı sahneyi destekleyici bir sahne.. yine mükerrem, arkasını önünü kollayarak nüzhet’in evine gelir, kapıda yeni hizmetci onu tanımaz sorular sorar.. mükerrem de nüzhet’in annesini (adını hatırlayamadım) ziyarete geldiğini söyler..
mükerrem-nüzhet sahnesinden (bir kısmını filmde gördük) kesinti…
mükerrem-halit sahnesi kesinti…
Yine seniha’nın yıllar sonra zonguldak’a gelişinde eski evinin olduğu mahallede dolaşması esnasında ciyak ciyak ağlayan bir çocuğu çekiştirerek eve götüren anne… (o ağlama gerçekten çok iticiydi..)
sonra bu annenin, şehre yeni gelen mühendisin eşi olduğunu ve eski kalfalarının bu ailenin yanında hizmet verdiğini, eski kalfaları ile yeni mühendisin evinde yaptıkları sohbetten anlıyoruz.. yine elzem olmayan bir sahne… lakin geçmişte olanları sorgulayan ama soruları cevapsız bırakan bir sahne…
ve bir yemek sahnesi daha kesinti… (filmde yeterince vardı ama diğerlerinde pek diyalog yoktu..) diğer kesintilere bakınca evdeki ortak paylaşımın sadece yemek masasında olmadığını da anlıyoruz..
bu sahneleri izlerken -öyle değil ama- sizin kesilen sahnelerinizin yayınlananlardan daha fazla olduğu şüphesine bile düştüm...
neyse.. bu sahneler zeki bey’in neyi neden yaptığını anlamamı daha da zorlaştırdı.. şu ana kadar sadece çıkarılan sahnelere baktım (çünkü fazlasıyla kafamı kurcaladı..) filmi yeniden izlemek ve bu sahneleri de zihnimden ekleyerek tamamını yeniden yorumlamak gerek...
ayrıca serhat bey, sizin bir oyuncu olarak bin bir emekle çekilmiş bu sahnelerin filme alınmamış olmasını nasıl karşıladığınızı da çok merak ediyorum...
Selam ve Saygılar...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Merhaba arkadaşlar, Kıskanmak filmi İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma'da. 14 Nisan Çarşamba 16:00 seansı Atlas Sineması'nda gösterilecek. Bilgilerinize. Sevgiler. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
i am very happy when i wotch the films of SERHAT TUTUMLUER .i don't indrested turkych language but i wold like to speek and endrested this language. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
filminizi gezici film festivalinde seyrettim. hatta filmi beraber aynı sırada seyrettik diyebilirim. size film sonunda soru sormak çok istedim fakat sizin filminizden sonra ödül töreni olduğu için bu şansı pek iyi değerlendiremedim. benimde yorum yazan arkadaşlarım gibi kafana bazı sorular takıldı. neden başrol oynadığınız halde filmde sizi fazla göremedik? ve filmde karınızı oynayan berrak hanıma ilgisiz davranışlarınızın sebepleri neden filmde yoktu? benim film hakkındaki düşüncelerim ise evet biraz hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. fakat oyunculuklar hakkında özellikle de nergis hanımın elinden geleni fazlasıyla yaptığını düşünüyorum. tekrar yine yeni festivallerde görüşmek dileğiyle:) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Gezici Festival sayesinde Kıskanmak filmini izledik ve en önemlisi sizinle tanışma fırsatı bulduk.Çok mütavazi çok, alçak gönüllü........boşlukları siz doldurun ben kelimelerle ifade edemiyorum. :) çok memnum kaldık sizinde memnun kaldığınızı düşünüyorum.ilerleyen senelerde görüşmek üzere Artvin Belediyesinden EDA |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Fragmanı seyrettiğimde beni içine alan bir film olacağını anlamıştım. Halitin “ dikkatli ol” Senihanın “sen bana ne yapabilirsin ki” cümleleri ve yüz ifadeleri duyduğumda. Hele ki Zeki beyin sürpriz niteliğinde kullandığı müziğe kulak verdiğinizde ne kadar doğru bir seçim dedirttiğinde insana , beklediğinize değeceğinizi anlıyorsunuz.
Romandan uyarlanan eserlerde hep bir risk vardır. Ben uyarlamaların didaktik bir şekilde yapılması taraftarı değilim. Yönetmen ve senarist olaylara kendi görüş açılarından bakıp bir anlam kazandırabilirler ve aynı zamanda ana çizgiye de sadık kalabilirler.
Zeki bey de her zamanki gibi yalın ve gerçek bir film ortaya koymuş kendi duruşunu katarak. Onun anlatım dilinden hoşlananlar için seyretmesi çok zevkli olan filmde, sade fakat keskin cümlelerle kendinizi akışa bırakıveriyorsunuz. Ve daha film bitmeden diyebiliyorsunuz ki “tekrar seyretmeliyim ” çünkü Zeki Demirkubuz filmleri her seyrettiğinizde keşfettiğiniz ayrıntılar ve süprizlerle doludur.
Filmde romana göre daha insaflı davranılmış Seniha karakterine, sorgulama sahnesine gelinceye kadar onun ruhunda gerçekten neler olduğunu tam anlamıyla görmüyorsunuz sadece hissediyorsunuz. Çocukluğundan itibaren sadece çirkin olduğu için maruz bırakıldığı yaşam biçimi hakkında size ipuçları verilmiyor. Fakat kitabın sahip olduğu ayrıntılara da filmin sahip olması gerektiğini düşünmüyorum zaten. Kitabın senaryolaşma sürecinde olması gereken şeyler başkadır.
Senihanın karakter görüntüsü altında çok başka bir insanın yattığını zaten anlıyorsunuz. Güçlü ve ayakları yere sağlam basan bir karakter bence . Geçmişte yaşadıklarının ve hatalarının muhakemesini doğru yapabilen ve şu anda bulunduğu konumunda çok iyi farkında olan bir insan. Çok yakınında olan iki insan içinde ne yapması gerektiğinin gayet bilincinde. Beklediği zamanın gelmesini bekleyecek kadar da sabırlı.
Filmin final sahnesinin duruluğu ise takdir topluyor. Elinde tuttuğu poğaçayı sakince yerken aklından geçen bıçak gibi düşünceler onun ağbisine olan kıskançlığının ne boyutta olduğunu gözler önüne seriyor. Bir cümleyle anlatılan bu ifade oyunculukla birleşince ortaya seyredilesi bir final çıkıyor. Seniha karakterini canlandıran Nergis Öztürk’ünde ödülün doğal sahibi olmasını anlıyorsunuz.
Ve Senihanın gözleri önünde kendini tutan kilitten kurtulup açılan kapı detayıyla da zeki bey imzasını atıyor , elbet film içinde size sunduğu diğer detaylar yanında :)) beşiktaş sevgisini bu filme de taşımış olduğunu görüyorsunuz gülümseyerek.
Halit karakterinin ifadesiz ve soğuk yüz ifadesi, hem eşiyle hem de Senihayla olan resmi ve soğuk tavırları, hayatının dönüm noktasında bile soğukkanlığını kaybetmeyip tereddüt yaşamamasıyla bu karakter iyi hatlarla çizilmiş ve Serhat Tutumluer tarafından gayet başarıyla hayata geçirilmiştir.
Kardeşiyle olan ilişkisinde , yüzüne bile bakmaya gerek duymayan, nerdeyse onu yok sayan bir ağabey olarak, bu iki insan arasında ki duygusuz ve soğuk ilişki insanın içini öyle üşütür ki ve sahnelerle öyle iyi verilmiştir ki, hem yönetmeni hem de oyuncuları kutlamamak mümkün değildir. Özelikle çalışma odasındaki sahne ve finalde yüzyüze geldikleri an tekrar ve tekrar seyredilmeye değerdir.
Senihaya ağbisinin ellerine ölümün kirinin bulaşması bile merhem olmamıştır.Yüreğinde taşıdığı kıskançlık ateşini söndürmemiştir. Bazen ruhunun derinliklerinde hafif bir merhamet ve sevgi kırıntısı hissetmektedir aslında ona karşı, fakat her zaman galip gelen karanlık tarafı olmuştur. Belki Halitin ondan önce toğrağa karışması bir nebze onu rahatlatacaktır. Sahip olunan güzellik geçmişe karıştığında ve yeryüzünden silindiğinde . Kimbilir. Zaten en nihayetinde onun toprak olduğu an bu histe onunla beraber yok olup gidecektir. Zaman her şeyi çözüme ulaştıran bir güçtür.
Evet bu filminden yola çıkarak son söz olarak şunu demek isterim ki, Onu seyretmek her daim sorgulatır insanın kendisini ve sorular sordurtur. Ticari kaygılar gütmeden insanlara dair anlatmak istediklerini dile getirdiği ve kendinden bir parça olan filmlerini setyretmek her zaman keyiftir. Ne mekanları, ne insanları ne cümleleri süsleme gereği duymadan salt gerçeği olduğu gibi bize geçirdiği sinema sahnesinde her daim olmasını ve sizin de Serhat bey onunla yolunuzun daha çok kesişmesini dilemekteyim canı gönülden.
Tebrikler......
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Merhabalar. “Kıskanmak”, İzmir’de maalesef sadece iki hafta gösterimde kalabildi, ikinci hafta gösterimde olduğu sinema salonu ve seans adedi yarıya düştü. Üçüncü büyük şehir, Türkiye’nin Avrupai yüzü, yaşamaktan çok memnun olduğum şehir, ama pek çok sinema filminin gösterime dahi girmediği bir şehir… Sadece bu konuda ne kadar üzgün olduğumu paylaşmak istedim. Nahid Sırrı Örik’in kitabını okumuş olmakla yetinip tez zamanda filmin dvd'sinin çıkmasını umuyorum. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Merabalar.....
Keske bu yazimi filmi izleyipte yorumlamak icin yapmis olsaydim ,ama ne yazik ki film ulkemdeyken izleme imkanim varken hatta Amerika`ya gelisimi bile bir nebze ertelememe sebeb olmusken Sakarya`ya gelmedi en yakin bolge izmit`ti oraya da gitme imkanim olmadi ve zorlamadim nasip degilmis dedim TV`de yayinlancagi gune kadar yada DVD yoluyla ulasana kadar bir yorumda bulunmiyacagim ama su varki kaliteli bir oyunculuk izlenmek uzere ajandaya yazildi bile nasip olursa izlenecektir....Sevgiyle saglicakla kalin, bizimle kalin....:) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
MERHABALAR KISKANMAK FİLMİ GÜZEL MEMLEKETİM SAFRANBOLU'DA ÇEKİLDİ GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL ŞEHİR HERKESE TAVSİYE EDERİM GİDİN GÖRÜN HAVASI DOĞASI TEMİZDİR GÜRÜLTÜ YOK SESİZ SAKİN BİR YER GENELLİKLE BAĞLARDAKİ BAHÇELİ EVLER MÜTHİŞ ESKİ OSMANLI EVLERİ ZATEN KISKANMAK FİLMİ ESKİ GÜNLERİ ANLATIYOR.
SEVGİLİ OYUNCUMUZ SERHAT BEY'E SEVGİLİ YÖNETMENİMİZ ZEKİ BEY'E ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SAYGILARIMLA
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Merhabalar Kıskanmak Fimine Gittim ve Tadı damağımda Kaldı öteki arkadaşlar gibi destan yazamam ama kıskanmak filmi gerçekten çok beğendim film dönem filmi olmasına rağmen hiç sıkılmadan izledim tabi burada zeki beyin hakkını yemeyelim film kınusundaki düşüncem ise çirkin bir inasnın abisini bu kadar kendini arka palan atması konusunda şaşırmış durumdayım evet kız kardeş çirkin ama sanki abisi çirkinmiş gibi davranıyor ve ordakaki oyunculuğunuza bayıldım ama bana göre sizi fazla göremesekte bu filmde bence sesizniz dumama bile yeterliydi :) filminize bol şans |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Yenilikçi, ticari kaygıdan çok, sanatsal kaygının ön plana çıktığı filmler, öncü yönetmenler ile perdede yerini bulabiliyor. Bu isimlerin başında geliyor Zeki Demirkubuz. Üstelikte az izlenme pahasına yapıyor. Bunları göze alıyor. Gerçek bir sinema ustasının, asıl derdi de bu değil midir? Böyle olmamalı mıdır zaten? Bazen, “sinema adına” ne yapmış bu adam diye bakmak yerine; bir başlığa, filmin adına, roman yazarının yorumuna sadık kalıp kalmamasına takılı kalabiliyor; ne anlatıyor diye sorarken, cevabı kendi kafasında aramaktan kaçabiliyor insanlar. Sinemanın bir amacı da düşündürmektir oysa. Anlamaya çalıştırmaktır. Özellikle eleştiri konusu olmuş bir iki sahneye benim yorumum, o sahnelerde bariz bir ironi olduğudur. İlk açılış sahnesinde balo’da ki insanların, özellikle kadınların görünüş ve davranışlarındaki batılı yaşama özenti ve konuşmaları… Öve öve bitiremedikleri Nüzhet’in ilk göründüğü andaki biraz abartılı görüntüsünün altında yine yönetmenin, romandaki o sahnedeki karakterlere – nüzhet’e ve kadınlara- kendince alaysı bir eleştiri getirdiğini düşündürtüyor bana. Sanatta özellikle resim alanında bazı ressamların sık sık saray eşrafını, zenginliği, sonradan görmeliği alaya aldığı ama bunu resimlerinde üstü kapalı, ustaca hicvettiği gibi. Zeki Demirkubuz’ un romanı beyaz perdeye yorumlayışı, her zamanki varoluşçu olgularla ve romana, karakterlere kendi eleştirisini de dahil etmesiyle gerçekleşmiş bence. Kaldı ki, genç Nüzhet’in, - romandaki deyimiyle, “kız kadar güzel” bir oğlan’ın- fiziken seyirci tarafından genel kabul gördüğü (nüzhet’in fiziken romanda yansıtılan havadan uzak olduğu belirtilmiş çoğu eleştirilerde) bir durum olsaydı eğer, Mükerrem’in Halit gibi ilgisiz, duygusuz ve kendinden yaşça büyük bir adamın güzel eşi olarak, yaşadığı yasak aşka haklı bir neden yaratılmış olacaktı belki de. Oysa yönetmen her zaman nedenlerden çok nedensizliklerle ilgilendiğini söylüyor. Mükerrem’in Nüzhet’e gitmesi için, Seniha’nın abisinden nefret etmesi, kıskanması için gerekli nedenler romanda var, filmde sorgulanan ise, bu nedenler olmadan da bu sonuçların olabileceği. Zeki Demirkubuz bir röportajında, “nasıl bir mahluk şu insan “ serisinin bir uzantısı demiş Seniha için. Ve anlaşılmaz biri olarak tanımlamış. Sanırım amacı, seyirciye de bunu hissettirmek. Bazı davranışlarının altında yatan sebepleri de açıkça göstermeyerek. Bunların dışında daha önceki mesajımda da yazdığım gibi, her planı dramatik işlevinden başka, bağımsız, görsel açıdan - kendi alanımla da bağ kurduğum için- ele alarak da değerlendirmek isterim. Mesela, Avand-garde – deneysel- sinemayı, resim ve edebiyatla uğraşan sanatçılar doğurmuş. Farklı teknik ve anlatımsal yöntemler denemişler, sinemanın olanaklarını araştırmışlar. Kaydırmalar, bindirmeler, yakın planlar, tekrarlı hareketler kullanıp filmleri görsel mükemmelliğe ulaştırmaya, sinemanın anlatım olanaklarını genişletmeye çalışmışlar. Bu filmde sanki böyle izler gördüm. Maden ocağı sahnesinde, gazı kontrol etmek için kullanılan fenerin bir süre havada bir o yana bir bu yana hareketi- çerçevede, Halit’i tam olarak göremiyor oluşumuz ve karanlık sebebiyle – yine avangarde‘ın ilk klasik dönemlerinde nesnelerin, ışığın, kamera önünde hareket ettirildiği kısa filmleri anımsattı. Sonraki devam eden hem bu sahnede hem de diğer, Mükerrem’in sinemadaki, Halit’in Nüzhet’i vurduğu sahnedeki keza, yakın plan yüzler… Seniha ve Halit’in kibriti yakmaya çalıştığı iki sahne… ısrarla yanmayan kibritler, tekrar eden hareketler… ve yine aynı akımda, o dönemlerde, filmlerde çoğunlukla Auric, Eric Satie gibi müzisyenlerin besteleri kullanılmış. Kıskanmak filminde, piyano çalınan sahnede çalan müzikte Eric Satie’ ye ait. Zeki Demirkubuz’un sinemayı geliştirmek, sinema adına her anlamda iyi bir şeyler yapmak isteği, özellikle Kıskanmak filmiyle daha da gün yüzüne çıkıyor . Yeni arayışlar içinde olduğunun sinyallerini veriyor. Bir sonraki filmini eminim çoğu gerçek sinema meraklısı daha da merakla bekleyecektir. Filme dönecek olursam; iç çekimlerde kullandığı, sürekli kapıları göstererek yarattığı kapalı mekan duygusu ( neredeyse her planda görüyoruz kapıları..kimileri iç içe geçmiş..Örneğin; Halit’in Nüzheti vurup eve döndüğü sahnede; Halit masanın bi ucunda, karşısında Mükerrem oturuyor. Seniha odanın bize yakın tarafında…ön planda duruyor, ayakta... Biz bu sahneyi; kademeli olarak, Seniha, odayı ikiye bölen kapı aralığı, ardında da Halit ve Mükerrem olarak görüyoruz. En arka planda da dış kapı görünüyor. Yönetmenin Seniha’yı diğer iki karakterin olduğu bölümde değil de, odanın diğer bölümünde tutması, bu kapı öğelerini kullanmak için olabilir diye düşündüm) ışık -gölge kullanımı, yansımalar, boş eve vuran ışığın uçuşturduğu toz bulutu, örümcek, yanan korlar ve paradokslar ( ya da ikilem, karmaşa, ikiye bölünme ) dikkat çekici: Mükerremin, Nüzhetin yanından viran bir şekilde geldiği son gece, odasında yalnız kalmak istediğini, Seniha’ya ışığı kapatmasını söylediği sahnedeki görüntü: Karanlıkta yüz profili ve yine bu profilin bir kısmının olmak üzere iki şekilde yan yana getirilmesi; yüzüne vuran ruh halinin ikiye bölünmesi, içindeki karmaşanın ve parçalanışın görsel olarak ifade edilmesiydi diye yorumladım. Çünkü romanda bu ruh halini sözcüklerle ifade edebilirsiniz ama sinema da bir karakterin iç dünyasını, soyut bir şeyi ancak görsellerle somut hale getirebilirsiniz. Bir başka sahnede, Seniha ile Mükerremin Halit’i hapiste ziyarete geldiği ilk sahne… boyunlarına pranga vurulmuş adamlar geçiyor önümüzden. çember sakallıya dikkat kesiliyoruz sonra. Bu sahnede ilginçti. Yoruma da müsait. Aslında film daha ilk açılış sahnesinde beni şaşırtmayı başardı. İstiklal Marşının çalınması mesela. Fatih Özgüven yazısında, “milli marşın sinemamızda bir ‘şaşırtmaca’ olarak kullanıldığına ilk kez tanık oluyorum, mükemmel” diye yorumlamış. Hatta “bazı seyirci ayağa kalkacak mı diye bekledim ilk gösterimde” diye de eklemiş. Bu yorum ilginç geldi bana:) Ve dikkatimden kaçmayan; Halit,Seniha ve Mükerrem’in sinemaya geldikleri sahnede, duvarda asılı olan üzerinde “karım beni aldatırsa” yazılı film afişi... Hikayenin gideceği yolun sözcükler kullanılarak yapılmış bir anonsuydu sanki. Ayrıca dış mekanlar da yaratılan hava da en az iç mekanlar kadar etkileyiciydi. Demirkubuz’un, imzası niteliğindeki öğeleri yine kullandığı, temasına sadık kaldığı, tanıdık ama biçim olarak biraz daha farklı diyebileceğimiz bir film olmuş Kıskanmak. Tabii yönetmenin Beşiktaş sevgisini unutmamak gerek.Takımın o dönemdeki amblemini duvarda asılı tabakta yer yer görmek…tebessümle izledim. Beşiktaş deyince çoğu kişinin aklına çarşı gelir benimde aklıma Zeki Demirkubuz geliyor. Dün akşam ki derbi sonucu, Zeki Bey’in keyfi yerindedir herhalde diye aklımdan geçmedi değil. ( tabii sonuç benim keyfimi kaçırdı, orası ayrı ) Birde unutmadan, aylar önce ,yönetmenin filmde hangi sahnede görüneceğiyle ilgili tahminlerim olmuştu, ancak filmde göremedim..Nüzhet’in adamlarından biri değildi, ama? Kimdi, hangi sahnedeydi fark edemedim. Bir iki yerde gördüm gibi gelse de emin olamadım. Serdar Orçin’i ise yazgı filminde savcı karşısına getiren Zeki Demirkubuz, Kıskanmakta savcı koltuğuna oturtmuştu. Bu da güzel bir gönderme olmuş önceki filmine. Sonuç olarak, filmi beğendim. Serhat Bey, az öz sahnelerinizle filme çok şey katmışsınız, bu bir gerçek. Sizi bir kez daha tebrik etmek isterim. Emeğinize sağlık. Yeni film haberlerinizi de heyecanla bekliyor olacağım. Filmde emeği geçen tüm ekibi, yönetmeni, oyuncuları tebrik ederim.
NOT: Galadan sonra birde sinemada izlemiş oldum Kıskanmak ‘ı. Salonun neredeyse tamamına yakınının dolu olduğunu görmek ayrı bir mutluluktu. Ayrıca görüntüler gala da izlediğimden çok daha kaliteliydi. Bazı sahnelerdeki detayları seçememiştim Antalya’da. Oysa, Festivalde gösterimin kalitesine dikkat edilmeliydi . Bunu da bir ayrıntı olarak yazayım dedim. Sevgiler selamlar.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Her şeyden önce emeği geçen herkesi yürekten kutlayarak başlamak isterim.. Cumartesi akşamı sinema keyfi yapmak için doğru bir seçim oldu "Kıskanmak" benim için.. Dönem filmlerinin insanı geçmişle buluşturan havasına kapılmamak elde değildir zaten.. O yıllara başarılı yapımlarla tanıklık etmek lezzet katıyor sinema keyfine.. Seyirciye bir görünüp, bir kaybolan gizemli bir yüz olmuş Halit.. Ama etkileyici olmuş.. Öncelikle size, değerli yönetmen Zeki Demirkubuz'a ve başta mükemmel oyunuyla filme anlam katan sevgili Nergis Öztürk olmak üzere tüm diğer emek verenlere tekrar tekrar tebrikler.. Daha güzel nicelerinde sinema perdesinde izlemek dileklerimle.. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Üst kurula takılacak ifadelerde bulunmamış olmama rağmen (ikl defa) gönderdiğim son iki mesajım yayınlanmadı… Üzülmedim desem yalan olur… ama küsmek ve yazmaktan vazgeçmek gibi bir lüksümüz yok.
Nihayet, merakla ve sabırla beklenen 1 koca yılın ardından 6 kasım’ı iple çekerken, vuslatı uzattım biraz… Ancak dün izleyebildim filmi.. elde olmayan sebeplerden 1 hafta geç izlesem de film hakkında yapılan eleştiri ve yorumları bilerek izlemek avantaj mı dezavantaj mı tam kestiremiyorum ama ben sade bir vatandaş olarak (eleştirmen değilim) avantaja dönüştürmeye çalıştım. Yorumlar, filmi daha bir dikkatle izlememe neden oldu…
İlk memnuniyetim, 1 hafta geçmiş olmasına rağmen salonun büyük kısmının dolu olmasıydı. (hep boş olduğu eleştirildi.. bu nedenle pek kıymeti bilinmese de Ankaralı sanatseverleri kutluyorum..)
Zeki beyden özür dileyerek belirtmeliyim ki, bu güne kadar izlediğin en güzel Demirkubuz filmiydi. Usta iyi iş çıkarmış.. Tüm filmlerini izlemiş biri olarak söylemeliyim ki beklediğimden de iyiydi. İlk defa bir dönem filmi izledik ve ben çok başarılı buldum. Hem iç hem dış mekanlarda dönem atmosferi müthişti.. Demirkubuz klasiği kendi kendine açılan kapılar yine karşımızdaydı… bir anlamı olmadığını iddia etse de bence o kapılar her bireyin kendi iç dünyasına açılıyor..
Film hakkındaki yorumlarıma gelince, en can alıcı sahnesi bence de Halit ve Seniha’nın, Halit’in hapisten çıktıktan sonraki hesaplaşmasıydı.
Fiilen suç işlemese de suçun işlenmesine göz yummak da suç değil midir? En başından engel olabileceği olaylara kayıtsız kalışı ile başta ağabeyi olmak üzere herkesin mahfına sebep olan Seniha’yı, bu karanlık ruh haline iten sebeplerin biraz daha irdelenmesi güzel olurdu..
Halit’in de kız kardeşinden pek haz etmediğine tanık olduk, ama bunun sebeplerini öğrenemedik, (tek sebep Seniha’nın iffetini zavallı bir fakire vermiş olması olamaz değil mi?) Daha güçlü sebepler olmalıydı diye düşünüyorum. Romanı okumadım ama az çok hikayeyi biliyoruz… filmde biraz daha ayrıntılı işlenseydi bilmeyenler için de anlaşılır olurdu… Bugün ki ruh hallerinin oluşumuna temel oluşturan bir takım olaylar, geçmişte ağabey-kardeş arasında yaşananlar biraz daha açılmalıydı..
Oyuncuların performansları çok mükemmeldi. Nergis hanım, aldığı ödülü alnının teriyle kazanmış. Kendisini tekrar tebrik etmek isterim.. çok eleştirilen Berrak hanım da dahil olmak üzere tüm oyuncuların rollerinin hakkını verdiğini düşünüyorum. Ve Serhat Bey… tartışmasız yeteneğinin dışında, hapse girmeden önceki ve hapisten çıktıktan sonraki fiziki değişimi için harcadığı emek takdire şayan..
Herkesin izlemesini şiddetle tavsiye ederim..
Selam ve Saygılar…
(15 Kasım 2009)
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
İzledim bugun.... Maalesef bir hayal kırıklığı ile çıktım sinemadan. Belki de başrol oyuncusu olarak afişte sizin adınız da yazdığı için , Serhat Tutumluer in filmi izleceğim diye gittim, o yüzdendir...
Romanı okuduğum için konuyu gayet iyi biliyordum. İyiki de okumuşum.. Zira arka sırada oturan 3 bayan filmi anlamakta zorlandı.Sürekli '' aaa neden öyle davrandı ki??? anlamadım 'şeklinde sesler yükseldi.Zaten salonda 10 kişi kadardık..2 kişi de hiç beğenmediği için yarısında çıktı..
Replikler çok azdı. .Romanda ,Seniha abisini sadece güzel olduğu için değil,abisini okutmak için ailesinin ,Seniha'nın okumasına yada evlenmesine masraf olur diye karşı çıkmaları da kıskançlığını perçinleyen şeyler olarak gösteriliyordu.Bu kısım filme hiç aktarılmamış.İç ses ile anlatılabilirdi..Aynı şekilde Mükerrem in yasak aşkı da biranda olup bitiverdi. Tek bir konuşma yada etkilendiklerini gösteren bir bakış bile olmadan sevgili oluverdiler.Sonra biz sevgili olmalarını idrak edene kadar ilişkileri bozuldu.. Nüzhetin Mükerreme olan ilgisinin azalması ,ilginin azalması ile Nüzhetin Mükerremi aşağılayan tavırları ve son olarak da Kapuz' da Mükerremin yaşadığı anlar romanın en can alıcı noktalarıydı ama filmde es geçilmiş.. Mükerrem ile Halit in nasıl evlendiği, neden ilgisiz koca olduğu da yok.. Dolayısıyla film havada asılı kalmış...
Roman , Seniha nın gözünden yazılmış olduğu için zaten ağırlıklı olarak Seniha yı izleyeceğimizi biliyordum ama Halit in sahnelerinin bu kadar az olması ve repliklerin bu kadar kısa olmasına çok şaşırdım..Gereksiz ayrıntılar o kadar çoktu ki... Mesela sürekli gösterilen ocaktaki korlaşmış ateş....Ne gerek varsa ??? 1930 larda insanlar bu şekilde ısınırmış , kesinlikle anladık yani..! Bu gereksiz ayrıntılar yerine keşke Seniha nın bu kadar kıskanmasına sebep olan, iyi eğitim almış, çok yakışıklı ve karizmatik olan Halit biraz daha irdelenmiş olsaydı. Belki o zaman Seniha nın kıskançlığının sebebi daha anlaşılabilir olabilirdi..Ben kıskanılacak bir Halit görmedim bu filmde...Aksine ömrü maden işçilerinin yanında kurumlar içinde geçen, eğlenmek üzere gidilmiş olan balo da iş konuşan,film izlerken uyuklayan yorgun ve mutsuz bir adam vardı....
Tam da ,Serhat beyin yüzünü bile görmeden film bitecek herhalde 'diye söylendiğim anda ,avukatın bürosundaki tek bir sahne ile yine devleştiniz..,Ben bu rol için 8-10 beden büyük kaldığınızı düşündüm...
Henüz herkes izlememişken böyle negatif bir yorum yapmam ne kadar doğru bilmiyorum .Ama Zeki Demırkubuz ve Serhat Tutumluer isimleri aynı afişteyse eğer,sinemadan büyülenmiş gibi çıkarız diye düşünüyordum..hayal kırıklığı yaşadım...
Çok daha fimlerde,çok daha iyi rollere layık olduğunuzu düşünüyorum..
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
''Kıskanmak'' filmini o kadar uzun zamandır bekliyordum ki vizyondaki ilk günü ilk seansa gittim... Romanını da iki kez okuduğum film diğer Zeki Demirkubuz filmlerinden biraz farklı olsa da çok etkileyici idi...En beğendiğim oyuncular Nergis Öztürk ve tabii ki sizdiniz...Nergis hanım ''Seniha'' karakterini perdeye çok güzel yansıtmıştı...bakışları ve hareketleri ile beden dilini çok güzel kullanmış...''Halit'' karakterinin de mesafeli, soğuk, hissiz,ailesine ilgisiz halini , az söz ve az görüntü olsa bile çok gerçekçi oynamışsınız...gönül sizi perdede daha çok görmek istese de yine de şikayetçi değilim....keşke sinemalardaki afiş yerine sizin , Nergis ve Berrak hanımların birlikte olduğu afiş kullanılsaymış...benim afiş konusundaki muhalefetim devam ediyor...fimde Zeki Demirkubuz filmlerinin geleneksel görüntüleri de vardı....''kapı'' nın açılmasını epeyce bir süre bekledim....umudumu kesmiştim açıldığında.... Seniha'nın okuduğu ''Dostoyevski- Suç ve Ceza'' tam da Zeki beye göre bir seçimdi... ayrıca yanlış görmediysem kapı aralığından Zeki beyi görür gibi oldum... görüntüler ve atmosfer çok etkileyiciydi... kar yoktu fakat çok soğukta çalıştığınız belliydi...beni şaşırtan romanın sonunda karakterlerin akıbeti anlatılıyordu ama Zeki bey nedense muallakta bırakmış...Filmin şifrelerini çözmek o kadar da kolay değil....kesin bir kez daha izlemem lazım.... ve son olarak filmi İstanbul'un en kalabalık semtlerinden birindeki avm nin sinemasında izledim....yalnızca iki kişiydik...ilk seans olduğu için çok kalabalık olmasını beklemiyordum ama rahat koltuklarda iki kişi izlemektense, Antalya'daki gala gibi müthiş kalabalıkla beraber merdivenlerde oturarak seyretmeyi tercih ederdim.... sevgiler.... |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
diğer zeki demirkubuz filmlerine nazaran daha vasat bir yapımdı. romanı okumadım. okusam belki yorumum daha gerçekçi olurdu ama gri bir adamdı beyaz perdedeki kimi zaman kalın gözlüklerin ardında kimi zaman kasketin, gözler yok bakışlar yok yüzdeki mimikler görünmüyor. bence filmde serhat bey yoktunuz.
son sahneye kadar bekledim. hapisten çıkışta iki kardeşin karşılaşma sahnesinde belki bir şeyler olur diye. olmadı.
saygılar.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Gala da izlediğim günden beri üzerinde düşündüğüm, bazı çıkarımlar yaptığım, ancak; bazı yerlerde yönetmenin genel tavır ve düşüncesini az çok bildiğimden, herhangi bi sebebe bağlayıp bağlamama konusunda tereddütlere düştüğüm bir film .. Çünkü okumaya, şifre çözmeye bir çağrı içeriyor gibi gelir hep Demirkubuz filmleri bana..
- bilmiyorum, belki de böylesi hoşuma gidiyor- Bu filmde bunu daha çok hissettim.. Filmde özellikle iç mekanlar, dönem atmosferi müthiş..öyle güzel enstantaneler de kullanılmış ki.. Avangart sinemayı çağrıştıran…Her planı dramatik işlevinden başka, bağımsız, görsel etki açısından ele alarak da değerlendirmeli aslında..Film üzerine yazılacak çok şey var..filmdeki karakterler üzerine de…Zira, öngörülerde bulunduğumuz yorumlardan sonra bir karşılaştırma yapmadan da duramıyor insan..Henüz vizyona girmeden, genelin izlemediği bir film ile ilgili düşüncelerimi burada paylaşmanın doğru olmayacağını biliyorum..Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ; usta bir yönetmene yaraşır bir iş çıkmış ortaya..,etkileyici oyunculuklarla birlikte...Bir kez daha izleyeceğim sanırım..Filme emeği geçen herkesi yürekten tebrik ederim .. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|