Gündem Paylaşımı
  Hikmet Çetinkaya diyorki İlhan Selçuk hakkında: Her şey 2009 Ergenekon soruşturmasında, 85 yaşındaki bir yazarın sabaha karşı evine baskınıyla başladı. Önce kalp krizi, ardından 5 damarın değişmesi ve bunu kendine yediremeyip yaşamını yitirdi. Olayın özü bir sabaha karşı evinin basılmasıyla başlamıştır. İlhan Selçuk demokrasi ve özgürlük peşinde koşan bir insandı. Atatürk devrimlerinin yılmaz savunucusuydu. Güneydoğu sorunuyla ilgili görüşleri çok açıktı. Türklerin ve Kürtlerin yüzyıllardır barış içinde yaşadığı yazılar yazdı. Demokrasiden özgürlükten yana bir yurtsever yazardı. İnsan ağlamamak için çok zor tutuyor kendisini...Bu onurlu insanın ilkeli yaşam,namus,onur gibi değerlerini unutmuş insanlara verdiği en büyük ders olsa gerek..Ama ne demişler anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna bile az...Ne diyeyim bilemedim ki düğümlendim yine...En acısı , bakıyorum da bu insanların yerini dolduracak insan göremiyorum artık...Mekanın cennet ruhun şad olsun...Bu yaşadıklarının vebali de sana bunu yaşatanların her daim üzerinde olsun...  
  cidos midos  
  1Mayıs Emek ve Dayanışma Günü...32 yıl sonra yeniden Taksim meydanında...Aslında 1 Mayıs işçinin mücadele bayramı.Çünkü işçiler varolan tüm haklarını mücadelelerle kazanmıştır.68 kuşağıyla başlayan Türkiye Cumhuriyetindeki bilinçlenme,öğrütlenme, farkındalıklar,demokratik ve özgürlükçü yaşam isteği bazı kesimleri korkutmuş 77 yılında Taksim meydanında sıkılan kurşunlarla daha sonra 12 Eylül darbesiyle sindirilmeye ve susturulmaya çalışılmıştır.Bilinçlenen örgütlenen sivil toplumlar yıllarca alevi-sünni,laik-antilaik, Türk-Kürt, sağcı-solcu gibi ayrımcılık tohumları atılarak biririne düşürülmüş ve birlikten doğuracakları kuvveti engellemek için tüm çabalar sarfedilmiştir.Düşünmeyen, sorgulamayan,uyuşan beyinler yaratılmaya çalışılmıştır.Halkların kardeşliği değil halkların cahilliği işlerine gelmiş bu yüzden onların bilinçlenmemesi için sosyal devlet anlayışından sürekli uzak kalmışlardır.Umarım bugün laik,demokratik ve özgür bir Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yeni bir başlangıç günü olur.Bu gün özgür düşüncelerin hapsedilmediği,faili meçhul cineyetlerin olmadığı, farklılıkların yok edilmediği, din ve vicdan özgürlüğünün yaşanabildiği,insanca yaşam hakkının herkese tanındığı bir ülke olma yolunun açıldığı gün olması ümidimizin başlangıcı olsun.32 yıl sonra taksimde kazanılan bu kutlamalar 77 de ölen taksim şehitlerine,Deniz Gezmiş-Mahir Çayan-Hüseyin İnan-Yusuf Aslan-Taylan Özgürlere,Bahriye Üçok-Uğur Mumcu-Çetin Emeç-Ahmet Taner Kışlalılara, Türkan Saylan-Eşref Bitlis-A.Gaffar Okkanlara ve daha adını sayamadığım yaşayan yaşamayan tüm demokratik özgür ve insanca yaşanan bir T.C için çalışan memleket sevdalılarına ithaf olsun.Emekli bir tekel işçisi çocuğu olarak tüm işçi emekçi çalışanların gününü kutluyorum.Sendikal hak ve kazanımlarlarını elde eden , insanca çalışma ve yaşam koşullarının sağlandığı,demokratik ve özgürce kutlanan nice 1 Mayıslar yaşamanız dileğiyle...  
  cidos midos  
  Önce Beyoğlu sonra Alkazar şimdi de Emek Sineması… Buram buram nostalji ve tarih kokan klasik sinema salonlarımız birer birer kapanıyor.Geçtiğimiz iki dile kolay yıl toplam 35 sinema kapatılmış. Bunların birçoğu İstanbul'daki sinemalar özellikle tarihi boyunca, kültürün sinemanın, müziğin ve farklı kültürlerin buluştuğu İstiklal Caddesi’nin muhteşem sinema salonları. Özellikle film festivallerinin ana mekânlarından biri olan Emek Sineması 9 aydır kapalı. Salonun bulunduğu Yeşilçam Sokak karanlığa gömüldü. İstiklal Caddesi’nde 1924 yılından bu yana 875 kişilik kapasitesiyle faaliyet yürüten Emek Sineması’nın yerine alışveriş merkezi yapılacak. Medyaya yansıyan bilgilere göre, köklü bir tarihi olan sinemanın yıkılacağı ve yerine alışveriş merkezi yapılacağı sanat ve sinemaseverlerde bomba etkisi yaptı. İstitklal Caddesi’ndeki Emek’in de dahil olduğu Cercle d'Orient binası, söylenen o ki, dev alışveriş merkezleri kuran bir şirket tarafından dış cephesi korunarak yıkılıp yeniden yapılacak ve üst katlarda bir yere Emek sinemasının birebir örnekte bir sinema yapılacak. Yaklaşık 4 gün önce Beyoğlu Belediye başkanlığının Emek Sinemasını yıkmak konusunda kararlı olduğu, TMMOB tarafından başlatılan yargısal sürecin tıkandığı belirtildi. TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 25 Mart tarihinde uygulama projelerini kabul etti. Şirket en kısa zamanda yıkıma başlayacağı söyleniyor.Yeşilçam Sokak’ta 1924 yılında perdenin her iki yanında yer alan Art Nouveau tarzı melek figürlerinden dolayı ‘Melek’ ismini aldı. 1958 yılında da ‘Emek’ adını alan sinema tarihi kimliği, barok ve rococo bezeli duvarları, 875 kişilik ihtişamlı salonu, görkemli perdesi ve yüksek duvarları ile diğer sinemalardan ayrılan 85 yıllık emektarlığıyla nasıl birebir aynısını yapacakları ise merak konusu. Bu arada İstanbul'da Emek Sineması'nın kapatılmasıyla ilgili protestolar sürüyor. 29’uncu İstanbul Film Festivali’nin açılış töreninde başlayan protestolar, İstanbul kültür Sanat Vakfı'nın ‘Emek’i Yaşatalım’ kampanyasına destek vermesiyle sürüyor.Emek Sinemasini Yasatalim Facebook grup üyelerinden Gülbin Tatlıağız'ın Kültür ve Turizm Bakanlığına ulaştırılmak üzere tek başına yazdığı dilekçeye 400'e yakın kişi imza atmış. Birkaç gün içinde bu imzaların bakanlıkta olması bekleniyor. İmzalar arasında ünlü oyuncu Haluk Bilginer'in ve Oyun Atölyesi tiyatro grubunun imzaları da var. 3 Nisan'da Film Festivali alternatif açılış partisinde yüzlerce imza daha toplandı.Dilekçeye internetten onay verenler 1900'ü, yazılı dilekçeye imza atanlar 1200'ü, toplam 3100'ü aştı. Üniversite öğretim üyeleri profesör ve doçentler, üniversite öğrencileri, mühendisler, mimarlar, avukatlar, doktorlar, oyuncular, yöneticiler, işadamları, sanat tarihçileri, yazarlar, ev hanımları, gazeteciler, ekonomistler, emekliler ve hemen her meslekten sinemaseverleri, festivalseverleri, Türkiye'nin kültürel mirasına sahip çıkanları yandaki onay listesinde görebilirsiniz. Hepimizin desteği çok önemli. Ayrıca ABD, Fransa, Almanya'dan sonra, Yunanistan ve Avusturya'dan da ingilizce destek mesajları geldi. Avrupalılardan gelen mesajlar mimar, avukat gibi meslek gruplarından... ( HÜRRİYET gazetesi / 09.04.2010 ) Bu site aracılığıyla sizleri de destek vermeye davet ediyorum. Siz de destek olmak istiyorsanız www.emeksinemasiniyasatalim.org adresine girip dilekçeyi okuyunuz. Eğer onaylıyorsanız siz de adınızın, soyadınızın ve mesleğinizin onaylayanlar listesinde yer almasini istiyorsanız lütfen ad, soyad ve mesleğinizi bir e-mail ile emeksinemasiniyasatalim.org adresine yollayınız. Onaylayanların listesi bir sonraki güncellemede sitede yayınlanacaktır. E-mail adresiniz gizli tutulacaktır. 18 yaşını doldurmuş olmanız gerekir. Üniversite öğrencileri, üniversitelerinin isimlerini ve bölümlerini de yazabilirler. Gösterdiğiniz duyarlılık ve destekleriniz için şimdiden teşekkürler...  
  CANSU ADALI  
  Burada Körfezi'nde, kim size büyük ve mütevazı bir yıldızı büyük bir halk haline sevilen takip Suudi Arabistan'da özellikle de Ve bunu hak ediyorsun. Tüm harika Seni çok çok çok seviyorum (:  
  nana  
  selam baya zaman oldu siza hic bir sey yazmamisim ama bunu bilin ki sizi he aman nerda olursa olsun seviorum sevgili serhat bey her zaman kendiniza iyi bakin va hep mutlu olun benim icin bu hayat da cok onamlisiniz sizi cok sevan mitra  
  mitraborji  
  yeniden merhaba.uzun zamandır ermeni meselesi hakkında yazmak istiyordum.ancak konu o kadar uzun ve derin ki,sayfalarca yazsam bitmez.bu nedenle mümkün olduğunca özetlemek istiyorum.konunun aslını,nasıl bir yalan ve iftira kampanyasına maruz kaldığımızı öğrenmek isteyenler Rahmetli Uğur Mumcu'nun bir nisan 1984 tarihli yazısını internetten okuyabilirler.başta rusya,rusya savaştan çekildikten sonra da fransa,abd,ingiltere sırf osmanlı toprağını parça parça etmek,kendi güdümleri altında zayıf devletler kurmak amacıyla doğu anadolu'da trabzon ve iskenderun limanlarını içine alan bir ermenistan ve güneydoğuda bir kürdistan devleti kurmaya çabalamışlardı.sevr anlaşmasında bunlar açık maddelerdir.ermeniler,emperyalist devletler için çok iyi bir maşa görevi görmüş,zaten savaş,açlık,tifüs salgını yoksul halkı yemiş bitirmişken bir de ermeni saldırılarına maruz kalmışlardır.Şevket süreyya aydemir,kafkasya cephesine bizzat asker olarak katılmış ve burada gördüğü vahşeti kitaplarında anlatmıştır.ermenilerin yaptığı barbarlık rus kumandanları bile çileden çıkarmıştı.ermenilerin derdi şuydu:cinayetler işleyerek,ırza geçerek,Türk ve müslüman halkı korkutup göçe zorlamak...Mustafa kemal,sırf bu yüzden Sivas kongresinden önce Erzurum kongresini yapmıştır:hem Türklerin göç etmesini engellemek,hem de doğudaki kuvvay-ı milliye birliklerini birleştirerek ermenilere karşı güçlü bir savunma hattı oluşturmak.bütün desteklemelere rağmen,askeri başarı kazanamayan ermeniler aralık 1920'de Gümrü anlaşmasını imzalayarak,Doğu Anadolu'da iddia ettikleri bütün haklarından vazgeçmişler,KARS anlaşmasıyla bunu bir kez daha teyid etmişlerdir.elde edemedikleri topraklar için ağlamayı sürdüren ermeniler,Türkler 1915 te bizi ölüm yolculuğuna çıkardı şikayetleriyle Lozan anlaşmasına katılmak istedilerse de,fransız,ingiliz ve ABD hükümetleri tarafından terslenmiş,Lozan görüşmelerine katılmalarına izin verilmemişti.zira bu devletler,o tarihlerde Anadoluda casusları aracılığıyla cirit atmaktaydılar ve Türklerin ermenilere kasıtlı bir kötülük yaptığına dair bir delil bulamamamışlardı.bugünse aradan çok zaman geçmiş,ermeniler o tarihte nasıl küçük düşürüldüklerini unutamamış,dünyanın kanını emerek semirmiş emperyalist devletler ise,hala gözlerini alamadıkları bu coğrafyaya sahip olabilmek için her türlü ayak oyununu çevirmekteler.biz ise hala osmanlı döneminde devşirme,günümüzde ise tepeden düşme yöneticilerin beceriksizliklerinin,çıkarcılıklarının,batıya yaltaklanmalarının ,aşağılık komplekslerinin bedelini ödemekteyiz.milletimizin ermeni iftiralarına karşı savunma hakkı bile yok.serj sarkisyan,dünyanın bildiği bir gerçeği ispatlamaya ne gerek var diyor.aman ne güzel! at iftirayı yapışsın kalsın.bizim buna karşı yapacak hiç bir şeyimiz yok mu?iftiraya bakınız ki,hitler,yahudileri yok etme yöntemlerini bizden almışmış!biz ermenileri fırınlara atmışmışız!yalanın kuyruklusu...osmanlının yaptığı tehcir,bir savaş içinde bulunan devleti,düşman silahlarıyla arkadan vuran ermenileri bölgeden uzaklaştırmak içindi.onları yok etmek için değil.böyle bir ihanetle karşılaşsalar ingiliz,fransız vs.bütün devletler aynı tedbiri hatta çok daha sert tedbirler almak zorunda kalırlardı.Avrupanın ,ABDnin elleri bizden çok daha kanlıdır.gün gelir,onlara da bir hatırlatan bulunur.bugün yaptıkları bizi köşeye sıkıştırmak içindir.yoksa ermeniler umurlarında bile değildir.sadece kullanılacak bir maşadır o kadar.daha ilginç bir gerçek ise şudur:1.dünya savaşından sonra batı ülkelerine pek çok ermeni göç etmiş,ancak bu ülkelerin halkları onları pek küçümsemiştir.bir ermeninin aşağılanmadan yaşayabildiği tek ülke Türkiye 'dir.son söz:birleşmiş milletler teşkilatı,soykırım tanımını 1948 de yapmıştır.bu suça karşı uygulanacak yaptırımlar,geriye doğru işletilemez.soykırım suçu,bir millete ya da devlete isnat edilemez.o savaşta yer alan kumandanlar ve resmi görevliler yargılanır yani gerçek sorumlular.alacakları en yüksek ceza ise idamdır.ermeniler tehcirden sorumlu tuttukları osmanlı paşalarını zaten öldürmüşler,50-60 yıl sonra da kendi kendilerine coşup,onlarca diplomatımızı katletmişlerdir.daha ne ?durduk yere toprak mı vereceğiz onlara?tazminat mı ödeyeceğiz?kindarlıklarının ,üçkağıtçılıklarının ,aşağılık komplekslerinin sonuçlarına mı katlanacağız?Türk hükümetleri bu şirret iddiaları susturamayacak kadar aciz mi?Yoksa kasten mi etkili bir çaba gösterilmiyor?...sağlıcakla kalın...  
  talia pehlivanoglu  
  merhaba...gündem işsizlik ,yoksulluk,iç karışıklık,terör,irtica derken ,neler oluyor diye sorguladığım da okuduğum bir kitaptan sanki gündemin nasıl oluştuğunu anladım...yer Lozan görüşmeleri...sıkı pazarlıklar yapılıyor...Sir Horace Rumbold "İstanbul yönetiminin varlığı bizim için büyük avantajdır,bu avantajı çok iyi kullanabiliriz..kaldı ki Türkiye'nin tarihten devraldığı birçok sorun var...uzun savaşlardan yeni çıkmış imkanı az,yoksul,karışık,etkilere açık,birçok şey için dışarıya muhtaç,çağdışı bir toplum...yaşamak için kendini yenilemek zorunda, bunu yaptığı zaman tutucu ,gerici güçler,biraz teşvikle harekete geçebilir...bu özellikleriyle Türkiye , üzerinde oynanmaya çok elverişli bir ortam...bu durumda ,elimize kayıplarımızı telafi edebileceğimiz birçok imkan geçeceğini sanıyorum...kötümser olmamız için bir neden görmüyorum "....ve Mustafa Kemal'in tespiti : " emperyalizm bizi affeder mi...affetmez ....yüzyıllık emeğinin ürünü sevr'i tarihe gömdük ,hevesi kursağında kaldı...affetmez....  
  selma  
  serhat bey bir gazetede okumuştum sanırım sizinle söyleşi yapmışlardı ve siz işçi bir ailenin çocuğu olduğunuzu söylemiştiniz. olmasanız bile bir sanatçı duyarlılığı ve sorumluluğu ile TEKEL işçilerine destek vermeyi düşünüyor musunuz?  
  feyzal koçbulut  
  Değerli üyelerimiz, TÜRK-İŞ, DİSK, Türkiye Kamu Sen ve KESK, TEKEL İŞÇİLERİ İLE DAYANIŞMA amacıyla 12 Şubat 2010 tarihinde bir karar almışlardır. Karara göre; Konfederasyonların temsilcileri 19 Şubat 2010 Cuma günü bulundukları illerden hareket ederek 20 Şubat 2010 Cumartesi günü saat: 11.00’de Ankara’da olacaklar ve aynı gün saat: 12.00’da Sakarya Meydanı’nda bir araya geleceklerdir. Aynı günün gecesini ise TEKEL İŞÇİLERİ ile beraberce çadırlarda sabahlayarak geçireceklerdir. Bugün aynı zamanda TEKEL İŞÇİLERİ İLE DAYANIŞMA GÜNÜ olarak ilan edilmiştir. 21 Şubat 2010 Pazar günü ise saat: 12.00’da yapılacak kitlesel basın açıklaması ile temsilciler illerine uğurlanacaktır.  
  sinesen üyesi  
  Bu duruma sessiz kalmaktan yanaydim cok isin icinde olmadan konusmak istemedim ama isin icinde olup yillarca calismis bir arkadasimin ablamin yazisini okuyunca gorunenin goruldugu gibi olmadigini dusunuyordum simdide dogruladim icimde....Ulkemi karistirmak isteyenlerin planlari cok guzel ilerliyor "ermeni Turk" profagandasi yapildi "Turk ve kurt" profagandasi yillardir kan dokmekte ve biz dagilmaya dunden hazir haldeyiz....Eger dagiliyorsak en cokda suclu biziz....Cunku cogunluk biziz....Sonumuz hayir olsun....Guzeli hak eden bir devlet olmak dilegiyle....Yapilanlara goz yummaktan ziyade oyunlardan cikmaliyiz bi hassa.....Herkez gordugunu gordugunce yorumluyor peki gorunenler yansiltigi bicimde ne derece dogru ki....(?).....Sevgilerimle....  
  zeynepy  
  kazanılmış hakları için onurlu mücadelelerini sürdüren TEKEL işçilerini sonuna kadar destekliyorum.iktidar sahiplerini gösterdikleri duyarsızlık ve verdikleri hoyratça demeçlerden ötürü kınıyorum.unutmasınlar,TEKEL İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR!!! Bugün tek bilek ve milyonlarca yüreğiz...  
  talia pehlivanoglu  
  sn.sinesen üyesi ne güzel hak savunmalarına destek olmanız herkes sizin gibi duyarlı olsa.yetim hakkı yeniliyor şahidi burada cumhuriyete sahip çıkanlar cumhuriyet yetimlerine sahip çıkamıyor.yıllar öncede kurumlar kapatıldı nice insan açıkta kaldı niye bu kadar sahip çıkılmadı? şu an o kadar işşis varki tekel işçileri çokmu iş yapıyorlarda 2 ile 4 milyar maaş alıyor.peki bu adalet ve hakkaniyete aykırı değilmi?ben şu an verilen en düşük maaşa talim etmeye razıyım.hak arayanların arkadasında durdum bizde sesimizi duyurmaya çalıştık ama duyan olmadaki, burada hakarama yok acıtasyon var.işçi hakları sadece maaş üzerine aranmamalı çalışma şartları koşulları üzerindede aranmalı.peki sendikalar ne kadar dürüst emekçesine karşı. .sendikalar olmalı ama dürüst işçi ve emekçisini kullanmayan onların her türlü dertlerine sıkıntılarına yardımcı olmalı,şov yaparak hak aranmaz,birde aranın hakkın ne kadar yerli yerinde onuda incelemek gerekmiyormu. birde işveren gözüyle bakın zarar eden bir işyerini ne kadar çalıştırırsınız?sürekli yemekle olmuyor birazda çalışmak lazım. herkes işinin hakkını veriyormu yoksa bankamatik emekçisimi?gerçek işçiler onlar ne olacak gerçek ihtiyacı olanlar ağlarken onlara nasıl hak veriyorsunuz,bu ülkeninin olmaz olası yetimleri engellileri yaşlıları var onlara bakıp koruyup kollamak gerekmiyormu acaba onlar neden bu kadar seslerini yükseltmiyorlar.çünkü onlar sendikalı değil.özelde çalıştım yıllardır yeri geldi sigortam yatmadı yeri geldi maaş alamadım ve bu hikayeler malesef hep yaşanıyor yaşanacak çünkü sahipsizsiniz ses çıkaramıyorsunuz ses çıkardığınız zaman işine son verirler.maalesef sendikalar aidat toplamaktan ve adam kayırmaktan başka şey yapmıyorlar keşke yapabilseler. zaten yalancı çobanlar yüzünden hep bu halde değilmiyiz.köylere kıyı kentlere inin oradaki gerçek hikayelere bakarak okuyarak eleştiri yapalım onlar grurludur sesleri çıkartmazlar.halka ne kadar yakınsınız sıkıntı ve dertlerinden ne kadar haberdarsınız bu soruları hep kendime soraram siz sorun lütfen.  
  sueda  
  BASINA VE KAMUOYUNA SEN DE BİR EMEKÇİSİN UNUTMA! BUGÜN TEKEL İŞÇİSİNE YARIN SANA! EMEĞİ İLE HAYATI YARATANLAR, HAYATI DURDURMA HAKLARINI KULLANACAKLAR! Emeğiyle hayatı yaratanlar, “yetim hakkı yedirmem” demagojisiyle yıllardır emekçilerin kazanılmış haklarını gasp etmeye çalışanlara karşı 4 Şubat 2010 Perşembe günü, 08.00-17.00 saatleri arasında TEKEL İşçileri ile dayanışmak amacıyla üretimden gelen güçlerini kullanarak ülke çapında tam gün iş bırakacaklar, tam gün hayatı durduracaklar! Bizler de, güvenli iş, güvenli gelecek ve insanca yaşam için TEKEL işçilerinin nezdinde yükselen emekçi hareketini desteklemek ve dayanışmak amacıyla saat: 13.00’de Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirilecek olan basın açıklamasına katılacağız. Basına ve kamuoyuna duyurulur! HEPİMİZ YETİM HAKKI’YIZ TEKEL İŞÇİSİNİN YANINDAYIZ! Sinema Emekçileri Sendikası (SİNE-SEN) Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER) Toplanma yeri: Tarih: 4 Şubat 2010 Perşembe  
  sinesen üyesi  
  Sanatın her türüne gönül vermiş yüce gönüllü insan Sayın Şakir Eczacıbaşı'nın vefatı hepimizi üzdü. Kendisine tanrıdan rahmet, ailesine ve bütün sanat camiasına başsağlığı diliyorum. Saygılarımla.  
  Zehra Candan Uca  
  insanların samimiyetsizliğini gözlerinden anlarsınız,dil ne söylerse söylesin.bizi yönetenler,bir kara komedinin çok başarısız oyuncuları olduklarını görmüyorlar mı?devleti idare etmediklerini,yalnızca durumu idare ettiklerini anlamıyor muyuz sanıyorlar?içerde ve dışarda rezil olmamıza yol açan her türlü skandal kendi eserleridir,farkında değil miyiz?one minute skandalı-diplomatik nezaketsizlik-,israilli bir dangalağın büyükelçimize yaptığı misilleme ile cevabını buldu.aman efendim,bir efelenmeler,özür dileyin! buyurmalar,liboş haber sunucularının,israil özür dileyecek mi,dilemeyecek mi diye beklerken kalp krizi geçirecek kadar heyecanlanmaları...neydi bu şimdi diye düşünürken,beklenen özür geldi de elçimizi geri çekeriz ha! blöfü havada kalmadı,yoksa bir kez daha kendimize ve dünyaya rezil olcaktık.bu mizansenden daha kötüsü,bizi yönetenlerin gözlerindeki bana danışıklı döğüş(hatta baştan beri bulunduğu yeri hazmedememişlik) hisleri uyandıran samimiyetsiz ifadelerdi.o kadar da bilincimizi kaybetmedik,bizi henüz o kadar andavallılaştıramadınız beyler!herşeyin farkındayız,herşeyin.sabırla bekliyoruz,sandıkta hesaplaşmak üzere...  
  harb edebilen,sulh edemeyen kişi  
  Nazım Hikmet ,doğumunun 108. yılında Küba'nın başkenti Havana'da anılacak.Anma töreni 15 ocakta Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ve sanatçının yakın dostu Küba'lı şair Nicolas Guillen adına kurulan vakfın işbirliğiyle düzenlenecek.Nicolas Guillen Vakfı'nda gerçekleştirilecek törene,Türkiye'den Küba'ya giden aralarında Füsun Akatlı,Mehmet Aksoy,Umur Bugay,Genco Erkal,Zeynep Irgat,Zehra İpşiroğlu,Arif Keskiner,Pınar Kür,Zeynep Oral,Nedim Saban ve Hıfzı Topuz'un da bulunduğu yazar ve sanatçılar ile Küba'lı sanatçılar katılacak.Heykeltraş Mehmet Aksoy'un yaptığı Nazım Hikmet heykelinin yerleştirilmesiyle başlanacak törende Nazım Hikmet türkçe ve ispanyolca şiir ve şarkılarla anılacak.Ölümünden kısa bir süre önce gittiği Küba gezisinden Türk ve dünya edebiyatına''Havana Röportajı'' isimli şiiri kazandıran Nazım Hikmet'in heykelinin , iki halk arasındaki '' dostluk, kardeşlik ve barışın '' simgesi olması hedefleniyor. (Serhat bey bu haberi ilk duyduğumda etkinliğe katılanlar arasında sizin de bulunacağınızı düşünmüştüm ,ama isminize rastlayamadım.)  
  Gül Demir  
  Samsun dan kucak dolusu sevgiler ..... Yastık Adam oyunu turneye çıkacakmış ve sizi Samsun da görmek istiyoruz Serhat bey bizi bu güzel oyundan mahrum bırakmamanız dileğiyle saygılar.....  
  Ebru Sabancılar  
  içimizde birikenleri söyleme fırsatı verdiğiniz dost sitenize teşekkürlerimi,idealist kişiliğinize saygılarımı sunuyorum.2010'larda ülkemize barış,huzur ve refah,size aileniz ve sevdiklerinizle sağlık ve mutluluklar dilerim.tüm hayalleriniz gerçek olsun...sağlıcakla kalın.  
  talia pehlivanoglu  
  Merhabalar Serhat bey 2010'da Sağlık ve Aşkla Nefes Almanız Dileğiyle Barış ve Huzurlu Hayat Yaşamamız dileğiyle İyi Seneler :)  
  Eva Mutu  
  Yeni bir yılın insanları tuhaf ama cezbettiği şu günlerde fark ettiğim şey; bekleyişlerin, umudun, kimi zaman yıkımların ve ardından ayağa kalkmaların, bir serüven gibi yaşadığımız, şu yaşam sürecinde boyuna yürüdüğümüz uzunlu -kısalı, rampalı- düz yolların, sonsuz döngü içinde değişmediği, değişmeyeceği, ama değişmesi gerekenin “İnsan” olduğudur… Andrei Tarkovsky’nin 1986 yapımı Kurban isimli filmi çok güzel uzun bir replikle başlar; hayat, bekleyiş, umut, umutsuzluk, ölüm üzerine..Hayatı ve insanı çok güzel özetler.. Bende kendi yakın ve uzak çevrem ve hatta sadece bu platformda yazılanlardan bile edindiklerim ile sorabilirim, acaba fazla mı dışına çıkıyoruz kendimizin? Aslında tuhaf bir tezatlıkta hakim, hem sadece kendine dönük olup hem de tamamen kendi dışında yaşamak gibi bişey.. Ülke meselelerine ya da toplumsal sorunlara duyarlı olmakta, sadece eleştirmekle olmamalı..Zor günler- aslında yıllar- yaşadık, yaşıyoruz, bu doğru..Kimimiz kendi hayatlarımızda da..Kızıyoruz, isyan ediyoruz dünyaya. Bazen küsüyoruz..Herkes kendince kızmanın bir biçimini geliştiriyor, böylece belki de rahatlatmaya çalışıyoruz kendimizi..Ya da temize çıkarmaya.. Bir kurtarıcıyı bekler gibi bekliyoruz sonra.. Güray Süngü’nün “Düş Kesiğinden” kitabından not ettiğim bi bölüm vardı; diyor ki: “Hayattan nefret, kendine hayran bir tavırdan başka nedir? Ki sonuçta kendine reva görmediğinden kaynaklanıyordur yaşamın bu biçimini, sen sebebi ne sanarsan san”…İnsan olarak iyiye, güzele ve rahat yaşamaya hakkımız olduğunu düşünüp, yolunda gitmeyen şeyleri haklı olarak eleştiriyoruz..Sonra iş yakınmalara kadar gidiyor.. tek yapabildiğimiz bu mu?.. Dışarıdan bakınca çaresiz göründüğümüzün ve bunun hiçte hoş olmadığının farkında olamıyoruz o an.. İyiye, güzele, rahat ve özgür yaşamaya giden yolun önce kendi hayatlarımızdan geçtiğini unutuyoruz. Kendimizden , ilişkilerimizden geçtiğini..ve bakış açılarımızdan..Birhan Keskin bir şiirinde der ki : “Hayatımız birbirine dolanan bir yumak..kim karar verebilir, kimin kimi ayakta tuttuğuna ve günün aslında kumdan, tuzdan ve ışıktan oluşmadığına? Hayatın anlamı boşlukları doldurduğumuzda belirecek, taşı ve suyu doğru yorumladığımızda, bir yarı öbür yarıyı anlayacak”. İnsan bazen okudukça, bazen bilenlerden öğrendikleriyle hayatına neler katabilirmiş, yaşamını nasıl kendisi şekillendirebilirmiş öğreniyor.. Bunu gördüğüm için de hep istedim ki uygun platformlarda, ki burası da uygundu- böyle bişey gerçekleşsin, paylaştıklarımızla birikimlerimiz çoğalsın – Her ne kadar uzun yorumlar kimi zaman destan, nutuk vs. yakıştırması alsa da -. Sevdiğim bi söz vardır: “Bir düşünce ekersin, bir eylem biçersin.. Bir karakter ekersin, kaderini biçersin”..Bilgiyi takdir etmek, emeğe, düşünceye saygı göstermek zor gelmesin artık bizlere. Ve ne olursa olsun karamsar ve umutsuzda bakmamalı hayata..Hatta bunun en güzel yoludur, ara sıra başka çevrelere girmek, kimler neler yapıyor görmek, imkan varsa aralarına karışmak ( örn:bir çok alanda oluşturulmuş gönüllülük faaliyetleri vs.)..Bu memlekette her şeye inat canla başla çalışan, direnen, “karşı duran” insanlarda var, onları görmek iyi geliyor..Umut oluyorlar..Burada, bu sayfalarında öylesine açılmadığına inancım bu sebepten..( ilerleyen zamanlarda - sadece bi öneri- bir “sinema” başlığımız da olur mu? ).. Yeni gelecek günlerden, aylardan, yıllardan beklentim, “Önce İnsan” diyebildiğimiz bir dünyada, Sevgi, Saygı, Paylaşım, Hoşgörü, Anlayış, Barış hep var olsun.. Sözcükler anlamını yitirmesin, yavan kalmasın, duygularımızı ifade eden cümleler klişelere dönüşmesin …Sevgiyle sağlıcakla kalın.  
  Elif B. Aslan  
  Mesaj Göndermek İçin Formu Doldurunuz.
Ad Soyad :
E-Posta :
Telefon :
Mesaj :
 
 
 
 
   
 
Serhattutumluer.com.tr © 2007
 
 
Tasarım & Yazılım Armador Dan. Ltd. Sti.