Serhat Tutumluer ve Tiyatro
  “Piyano” oyununu, oyunun geçtiği malikanenin bahçesindeymişiz gibi izlemek, üstelik talimhanede izlemek keyifliydi, hem de çok. İnsanlar arasındaki ayrım, sömürü, çıkar ilişkisi, gurursuzluk, taviz, değerlerin çöküntüye uğraması, iç kavgalar, hesaplaşmalar, pişmanlıklar, çatışmalar… Oyun içinde verilen mesajlar açık. Düşünmek, emek vermek, çalışmak, … sırtını birilerine dayamadan, muhtaç olmadan yaşamak. Hayatımız boyunca nelerden vazgeçtik, nelere boyun eğdik? inandıklarımız, hayallerimiz veya sevdiklerimiz için neleri göze alabildik? Bir insanı diğerinden ayıran, üstün kılan ne: Para mı ? Bugüne dek ne yaptık, ne kadar emek verdik ve geride ne bırakacağız? Yaşamımızın amacı ne? Nitekim, kahkahalar, şakalar, alaylar ardına saklanan gerçek duyguların son bölümlerde itiraflar, haykırışlarla ortaya çıkmasına da tanıklık ediyoruz. Yüzümüze tutulan aynada kendimizle yüzleşiyoruz…. Öyküyü de sahnelenişi de beğendim. Dekor, kostümler de keza öyle. Filiz Ofluoğlu tarafından -sanırım basım yılı 93- çevirisi yapılmış “Piyano (Çehov'dan Esintiler)” adlı kitabı piyasada bulmak pek mümkün değil. Buna üzüldüm. Oysa bir kez de baştan sona okumak, notlar almak isterdim. Gerçi oyundan biraz almaya çalıştım ama.… Övgü ya da yergi sözcükleri kullanmaktan genelde kaçınırım. Bazen yetkin olmadığım için, bazen verilen emeğe bi değer biçmek istemediğim için. Ancak sadece bir izleyen olarak oyundan büyük bir keyif aldığımı söylemeliyim. Güçlü kadro; Serhat Tutumluer, Esra Bezen Bilgin, Murat Garipağaoğlu, Cüneyt Türel, Mehmet Birkiye, Deniz Celiloğlu, Lale Mansur, Murat Karasu, Bekir Çiçekdemir, Güliz Gençoğlu, Hakan Silahsızoğlu, Sükan Kahraman, Tuncay Akpınar…Ve Mehmet Ergen…Ve asistanlar, teknik ekipte dahil, emeği geçen herkesi tebrik ederim. Emeğinize, yüreğinize sağlık. Kendi şehrimde ve neredeyse binalarında ruhu olduğuna beni inandıracak Talimhane Tiyatrosu’nda nice oyunlarınızla – başta yastık adam ile - buluşmak ümidiyle… Son olarak diyorum ki; İnsanın mutluluk için ne az şeye gereksinimi var. Atlayıp bi otobüse ya da bir trene başka bi şehre oyun izlemeye gitmek… yol boyu bulutları, dağları, ovaları ilk kez görmüşcesine seyredip yollara bakmak; yanındaki yabancıyla sohbete dalmak...bir yerlere, nereye doğru olursa olsun, bir yerlere doğru gitmek… yeter ki bu zavallı, bu anlamsız yaşamdan öteye olsun. ;) Sevgiler...  
  Elif B. Aslan  
  Merhaba Serhat bey.... 2 yıl aradan sonra Talimhane Tiyatrosu'nda oyun izlemek çok keyifliydi...İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında oynadığınız ''Piyano'' oyunu tek kelime ile muhteşemdi...Birbirinden usta oyuncularla biz izleyenleri mest ettiniz... Başta Mehmet Ergen'e, size , Lale Mansur'a, Murat Garipağaoğlu'na, Mehmet Birkiye'ye, Esra Bezen Bilgin'e ,Cüneyt Türel'e ve tüm oyunculara teşekkür ederiz...Bizi düşündürürken güldüren, güldürürken düşündüren harika bir oyun izlettiniz...Oyunun gösterimi yalnızca festivalle sınırlı kalmaz umarım... daha fazla gösterimi hakeden bir oyun ... o kadar emek harcandı...daha çok tiyatrosevere ulaşmasını dilerim... Yeni sezonda hem ''Piyano'' ile hem de başka oyunlarla Talimhane Tiyatrosu'nda buluşmak dileğiyle sevgiler...  
  Gül Demir  
  PIYANO..... Hepsi birer edebiyat şaheseride olsa maalesef bir çok rus yazar ın romanını okurken sıkıldığım için ( utanarak yazıyorum ....) oyuna giderken içimde birazda olsa kuşku vardı.. Acaba sıkılırmıyım ?diye.... Ama Talimhane Tiyatrosunun tarif edemediğim büyülü bir yanı var.. Sahnenin seyircilerin içinde olması mı yoksa sahnede sizin olmanız mı büyülü yapıyor bilemiyorum.. Bir anda hipnotize olmuş gibi izlerken buluyorum kendimi... Yine harikaydınız.. Ne kadar da yakışıyorsunuz sahneye...İsterseniz çapkın Platonov,isterseniz zavallı Katuryan yada sapık Tony olun farketmiyor..Işığınız bambaşka.... Aşk delisinden sonra Esra hanımla sizi aynı sahnede görmek ayrıca çok hoşdu.. Oyunun tamamı ve diğer oyuncular hakkında yazacak birşey yok, zaten bu kadar iyi oyuncunun olduğu bir oyunu birde Mehmet Ergen sahneye koyuyorsa ,yorum yapmak bile gereksiz oluyor..  
  ebru  
  Merhabalar Serhat Bey,az önce oyunuzdan çıktım ve tek kelimeyle büyülendim.Uzun yıllardır izlediğm en iyi oyun ve tabi ki oyunculuktuTebrik ediyorum,sabırsızlıkla böyle güzel oyunlarınızı bekliyorum.Saygılar..Sema Arcan.  
  sema arcan  
  Ben senin kötü zamanınım. Otobüsü kaçırdığın anın, patronundan posta yediğin an ensendeki soğuk terim. Ben gözüne kaçan ama bir türlü çıkmayan kirpiğinim. Sevmediğin birine attığın sahte gülüsemenim. Aklında olan ama söyleyemediğin şeyim. Hızlı hızlı atan kalbin ve kontolünü kaybeden dizlerinim. Gün ortasında gelen mide bulantısıyım. Soğuk havada ensene düşen tombul yağmur damlasıyım aynı zamanda. Kapı kulbuna takılan en sevdiğin elbisedeki yırtığım. Ben senin kusurlarınım, ulaşamadığın isteklerinim. Sessiz bir odada seni ürküten ağzı kapalı pet şişe sesiyim. Ben karanlık yolda seni rahatsız eden gölgeyim. Pencerene vuran ağaç dalıyım. Garip ses çıkartan bacakları kıllı bir böceğim. Elmanın içindeki kurtlu bölümün en tatsız yeriyim. İnsanların sana tuhaf bakışındaki ortak noktayım. Gece geç saatte komşunun evinden gelen kavga sesiyim. Balkon pervazında görmediğin yükseltiyim. Arabanın camına vuran taş parçasıyım. İşten çıkarken son saniyede sana patlayan fazla mesainim. Tuvalet kuyruğunda bitmeyen sırada seni zorlayan idrar kesenim. Mutfakta dolaptan üzerine düşen hamamböceğiyim. Sokakta sana hırlayan köpeğim. O köpeğin hırlama sesine gelen arkadaşları da benim. Ben senin rahatsızlığınım. Tatil gününde başına gelen tatsız olayım. Yolda patlayan lastiğine giren inşaat çivisiyim. Uykusuzluk çektiğin günlerde aklına giren uykusuzluk düşüncesiyim. Herkesin senden daha iyi olduğu fikriyim. Seni çalışmanın ortasında bölen laubali arkadaşınım. Ortamlardaki gerginliğim. Ben sürekli kazananım. Senin arkandan sana bakanım. Yukarıdaki her şeyi gören de benim. Benden korkarken yaşadığın korku duygusuyum, garip değil mi? Ben suyun altındaki görünmeyen dibim. Dolaşan karaltı, evine girmiş olan hırsızın bıraktığı rahatsızlık hissiyim. Beslediğin hayvanına çarpan arabanın şoförüyüm. Kamyon altında kalan ilk bisikletinim. Ben senin kötü saç kesimin, seçemediğin giysin, istemediğin bir anda ortaya çıkan yırtık çorabınım. Ben sigaranı yakamadığın çakmak, bulamadığın kibritlerinim. Kolunu vurduğun sehpanın köşesiyim. Ben anesteziden önce son düşündüğün şeyim. Hiçbir zaman olamayacağın ‘iyi sen’im. Zamanında yapılması gereken ama yapılmamış işinim. Eline inen çekicim. Ağzına kaçan ufak sineğim. Salatandaki kol kılıyım. Pos makinesinin hata mesajını veren sesiyim. Işıklarda karşıdan karşıya geçerken duyduğun fren sesiyim. Kötü bir kokuyum, nereden geldiğim belli değil. O içtiğin son yudum, çektiğin son fırtım. Sabah uyandığında buzdolabında bulduğun içi boş su şişesiyim. Ben senin biriken faturalarınım. Ödemeyediğin kredi kartı borcunda her ay artan faizinim. Genç yaşta ölen insanlara duyduğun üzüntüyüm. Ben senin ölüm korkunum. Tuvalette elini attığın rulonun son turuyum. Deliler gibi ağladığında kafanı koyduğun yünlü yastığım. Buzdolabındaki bozuk yiyecek kokusuyum. Evinin köşelerindeki rutubetim. Oradayım, seni görüyorum. Darbeleri yaşadığın andaki çaresizliğinim. Polisin suratındaki korkutucu ifadeyim bazen, bazen ise politikacıların yüzsüzlüğü, bazen de taptığın şeylerin yok oluşuyum. Ben gerçeğim, sen değilsin. Dakikada 80 kez atıp yaşlanan kalbinin kas dokusuyum. Uzayan tırnakların ya da arabanın üzerine sıçan kuşun bokuyum. Bazen sempatiklik yapmak istediğimde ise elindeki kâğıt kesiğinin sızlamasıyım. Suratına yediğin ilk tokadın yıllar sonra acı sızlamasıyım. Ben karabiberliğin yerine geçmiş tuzluğum. Ben senin çaresizliğinim. Ben duşta kesilen elektriği kesen santralde, kötü gömleğin içinden görünen elim. Ben arayıp da bulamadığın TV kanalıyım. Ben akşamları evde zorla izlemeye çalıştığın dandik komedyenim. Ben seni hiçbir zaman güldürmeyenim. Ben çok sevdiğin birisini kaybettiğin zaman yaşadığın derin üzüntünün içindeki yalnızlık korkusuyum. Ben kaybolan eşyanım. Evde unuttuğun kapı anahtarını tutan anhtarlıktaki sevimli maskotum. Ben otobanda gördüğün ezilmiş hayvanlarım. Ben duruyorum, sen ise gidemiyorsun. Ben yaşayamadığın mutlulukları sana hatırlatan mineralim. En kötü zamanda gelen başağrısıyım. Bir-iki dalga içinde kaldığında yaşadığın uyduruk boğulma hissiyim. Genzini yakan tuzlu suyum. Öksürüp de kurtulamadığın gıcığım. Güzel bir günde dışarıdayken seni saran sıkıntı duygusuyum. Ev kapısının kırık kilidiyim. Ben beklenmedik zamanda ortaya çıkanım, sen ise hep bekliyorsun. Ben ‘Son bir isteğin var mı?’ sorusundaki vurguyum. Ben yaşadığın kazıklarım. Ben aklındaki yanlış düşünceyim. Kırılan kalem sesinin odanın içindeki yankısıyım. Ben insanların seni sevmemesi duygusuyum. Eline saplanan olta iğnesiyim. Ayakkabının içine kaçan köşeli taş parçasıyım. Ben yükseklik korkunum. Ben senin yalnızlığınım ve hiçbir zaman yanında değilim. Ben çok güzel günde birdenbire ortaya çıkan saçma tartışma konusuyum. Ben birbirini çok sevenleri ayıran inadım. Ben ciddiyetim. Ben görgüsüzlüğüm. Hayatın boyunca senden kurtulmayan kötü alışkanlıklarınım. Ben imrendiğin her şeyim. Bana hiçbir zaman sahip olamayacaksın. Ben sevimsiz iş arkadaşınım. Geri zekâlı patronunum. Hafta sonu evine gelen tatsız arkadaşınım. Ben zorla bir şey yemeni isteyen kötü yemek yapan uzak akrabanım. Ben ağzına giren ojeli parmağım. Ben en sevdiğin kıyafetine dökülen ve çıkmayacak lekedeki sabit maddeyim. Ben sevmediğin bir sebzeyim. Sana dilini ısırtan yoldaki tümseğim. Yanlışlıkla attığın mesajım. Ben sana yalan söyleyenim. Ben senin bencil arkadaşlarınım. Ben senin kötü sevgilinim. Ben gece geç saatlerde çalan telefonunun melodisiyim, ayrıca seni arayan ev sahibin de benim. Ben çok üşüdüğünde üzerini örtemeyen battaniyenin eksik kısmıyım. Ben mutlulukların olmadığı yerdekiyim. Ben senin kıskançlığınım. Otobüste yanına oturan geyikçi adamım. Ben kaybedemediğin kiloların, fast food yedikten sonra beliren pişmanlık hissinim. Ben değerini bilmeyen kişilerin gördükleri kötü özelliklerinim. Ben ağlayamadığın zaman boğazını düğümleyen hareketi yapan kas grubuyum. Ben senin çirkinliğinim. çok güzel tirad..... Ben sana iyi gelmeyen yanlış ilacın içindeki etken maddeyim. Kendinden utandığın anlarda seni terleten kalın giysinin sırtına batan etiketiyim. Tanıdın mı beni? BU YAZI KAAN SEZYUM'DAN ALINTIDIR  
  cidos midoss  
 
çok hoşuma giden ve bi oyunun çok güzel tiradı olabileceğini düşündüğüm bi yazı oyüzden tiyatro sayfasına koydum...teşekkürler
Serhat Tutumluer
 
  marhaba.iam from algeria,i love all films of Serhat tutumluer.I love turk language.i don't indrested this language bat i wouid like to speek and lerne this language.i love all turkich.can i know the email of serhat tutumluer?  
  aicha akhal  
  Ben tabii o Arapça olduğunu bir dizi bilmiyorum büyük bir hayranıyım Serhat, ben nakit Türk dili yok am Çünkü sizi çok seviyorum ben size bu adore cinnet en güzel gülümseme, ben Serhat Araplar ile ilişkileri artırmak umut Ama benden daha fazla Aihbounk ve ben güzel içinde rolleri için tüm kalbimle teşekkür ederim sizi ve umarım ki iyi bir sağlık Ukec >>>>> Baaaaai  
  Amun  
  benim yaşadığım şehirde bir tiyatro salonu yokki, Bursa'ya geliyosunuz da, neden Balıkesir'e gelmiyorsunuz diyebilsem! belki birgün biyerlerde karşılaşırız.umut ediyorum...  
  ayse üretmen  
  serhat bey çok iyi bir oyuncusunuz sizi çok seviyorum.tum dizilerinizi kaçırmadan izlemeye özen gösteriyorum kül ve ateşinde bu kadar çabuk yayından kaldırılmasına çok üzüldüm.ben tekirdağda yaşıyorum ve sizi tiyatroda izlemek sizinle tanısabilmek çok istİYORUM..lütfen serhat bey tekirdağda tıyatro yapın ve bende sizi izlemeye gelebileyım LÜTFEN...  
  özlem altan  
  SAMSUN'DAN SEVGILER; YASTIK ADAM OYUNUYLA SİZİ SAMSUN'DAKİ SEVENLERINIZLE BULUŞTURURMUSUNUZ?  
  ebru sabancılar  
  evet umut ediyoruz..... Talimhanemiz kapılarını kapayalı sanki yüzyıllar geçmiş gibi..... öyle özledik ki içinde olabilmeyi, yeni oyunların heyecanını yaşabilmeyi. 2010 kültür başkenti İstanbul başlığına ne uygun bir görüntü . Varolma çabası gösteren bir tiyatro. Mehmet Ergenin radikal gazetesine verdiği röportajında dediği gibi "rezil olmayalım açalım Talimhaneyi" İnsan hayatında umut hep var aslında. Gönlündekilerin gerçek olabilmesi için hep tutunduğu bir dal . Tiyatro festivali zamanı geldiğinde kapılar çoktan açılmış olacak bizlere umarım. Başka sahnelerde gördüğümüz oyunlar kendi yuvasında yerlerini bulacak. Birde ufak bir not inşallah bu oyunlar arasında görme imkanım olmayan "karar kimin" de olur:) selam ve sevgiler Bahar K.  
  Bahar Kakaç  
  14 Mayıs- 10 Haziran 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 17.Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'ne Talimhane Tiyatrosu'nun da bir oyunla katılmasını umut ediyoruz...  
  Gül Demir  
  merhaba serhat bey gerçekten harika bir oyuncusunuz ailecek sizi seyrediyoruz beğeniyor ve takdir ediyoruz. kül ve ateş diziside mükemmeldi neden yayınlanmıyor sizleri çok özledik lütfen dizimiz devam etsin.eskişehirede bekliyoruz oyunlarınızı seyretmek bizim için büyük bir zevk  
  ceren  
  Dolu dolu oynamak bu olsa gerek. Serhat tutumluer'i tiyatro konusunda tasvir edebilicek daha iyi bir cümle yoktur sanırım. Karar Kimin adlı oyununu İzmitte her hafta düzenli olarak izlerdim . Her izlediğim de verdiği emege saygım daha da arttı. Sonsuz tesekkürler bize tiyatro da emek nedir sorusuna en güzel cevap oldugu için ...  
  Ayse Alay  
  Tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte... Yüreğine sağlık...Serhat Seni tekrar ekranlarda gördüğüme sevindim.  
  Nihan  
  Merhabalar..Sizi tanıyalı çok olmadı..Ama bu kısa süre sizin ne kadar değerli bir oyuncu olduğunuzu anlamak için yeterli geldi bana..Keşke ülkemizde herkes sizin gibi mesleğine bu kadar değer verse ve başarılı olmak için çaba sarfetse..O zaman dahayaşanılası bir ülke olur herhalde..Yeni bir öğretmen olarak ben inşallah sizin gibi insanlar yetiştirir ve ülkemi daha güzel yerlere öğrencilerimle birlikte taşıyabilirim..Çünkü buna hepimizin ihtiyacı var....Çalışmalarınızı merakla ve hayranlıkla takip ediyorum..Başarılarınızın devamını diliyorum...  
  NEHİR ÖZDEMİR  
  sizin en guzel bakıslı erkek oyunculardan biri oldgunz kanaatındeym ve yer aldıgınz her produksynda sızı keyfle ızlıyrm.basarılarınzın devamını dılerım...  
  nurbanu  
  selam serhat bey ben sizi çokkkk sewiyorumm bilin artwinde sizi sewen biri olduğunu sizi artwine beklerim inşallah gelirsiniz misafir ederiz allah herzaman yardımcınız olsun  
  sevgi gül  
  sizi çok seviyorumm...sizi sadece dizilerden takip edebiliyorum. inanın benim 5 yaşında kızım var sizin diziniz olduğu günlerde ablam yollamıyor ki rahat rahat sizi izliyim. bu yakışıklılığınızdan dolayı değil oyunculuğunuzdan dolayı..  
  NeVal  
  Sizi yanılmıyorsam en son 16 nisan kadıköy halk eğitim merkezi yastık adam oyununda izleme fırsatı bulmuştum.aradan uzun bir süre geçti ne yalan söyleyeyim sizi sahnelerde görmeyi özledim .yeni projeleriniz yokmu.yada eski sevilen oyunlarınızı yeniden oynasanız mesela oyunun oyunu na tekrar hayat verseniz en az üç defa izlerim.lütfen tiyatroya geri dönün.  
  Aysel  
  Mesaj Göndermek İçin Formu Doldurunuz.
Ad Soyad :
E-Posta :
Telefon :
Mesaj :
 
 
 
 
   
 
Serhattutumluer.com.tr © 2007
 
 
Tasarım & Yazılım Armador Dan. Ltd. Sti.